Kadıköy´de Yeni Umutlar Projesi

YATAK YARASI

AR. GÖR. MEFTUN AKGÜN

YATAK YARASININ ÖNLENMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

İnsanoğlu varolduğundan beri vücudunda meydana gelen yaralar ve yaralanmalar ile uğraşmaktadır. Deri ve deri altı yağ dokusu insan vücudunu dış çevreden gelen zararlı etkilerden korur. Fakat birçok nedenden dolayı derinin bu koruyucu etkisi zedelendiğinde bası ülserleri olarakta adlandırdığımız yatak yaralarının açılmasına sebep olmaktadır.

Yatak yaraları hastanede ya da evde, uzun yada kısa sürelerle yatağa bağımlı kalan hastalarda ortaya çıkabilen önemli bir sorundur. Sağlık ekibinin (hekim, hemşire, diyetisyen, fizyoterapist, eczacı, tıbbi mühendis) birlikte çalışmasıyla yatak yaralarının görülme sıklığı azaltılabilir ve iyileşmesi hızlandırılabilir. Yatak yaralarının oluşmaması ve oluşmuş yaraların iyileştirilmesi için verilen bakım, insan gücü, maliyet ve zaman açısından büyük kayıplara neden olmaktadır. Yatak yarasının oluşumunda bir çok faktör etkili olduğundan bunların doğru ve kolay saptanmasını sağlayacak tanı sistemlerine gereksinim vardır. Önleme yöntemleri olmadan yaranın engellenmesi mümkün olmamaktadır.

Yatak Yaraları Nasıl Oluşur?

Yatak yaraları devamlı yatma sonucu vücudun belli yerlerinde fazla basınç ile birlikte derinin beslenmesinin engellenmesi nedeniyle oluşmaktadır. Asıl neden duyarlı dokulara uygulanmış olan basınçtır. Vücut ağırlığını taşıyan noktaların yüzeylerle temas ettiği yerlerde basınç yogunlaşır. Bu ağırlığı taşıyan noktalar genellikle kemik çıkıntılar üzerinde oluşur. Kemik çıkıntılar üzerindeki dokuların basınca direnci yumuşak dokulara oranla daha düşüktür. Bu nedenle bu bölgelerde yatak yarası gelişmesi daha sık olmaktadır.

Yatak yaralarının yaklaşık %95´ i vücudun alt bölgelerinde oluşur. Yatak yaralarının en sık geliştiği bölgeler, sakrum, koksiks, iskial tüberositler ve büyük torakanterler üzerindeki alanlardır. Yatak yaralarının %36´sı sakrumda, %30´ u topuklarda ve %6´ sı da diğer vücut alanlarında gelişmektedir.

Yatak Yaralarının Açılmasını Kolaylaştıran Durumlar

  • Fiziksel durum (fazla kilo, zayıflık),
  • Sedasyon (hareket engellendiği için),
  • Spinal kord yaralanmaları (paralizi),
  • Yaşlılık (hareketlerin ve cilt altı yağ dokusunun azalması, cildin kuruması,cilt elastikiyetinin kaybolması, kan dolaşımının azalması gibi nedenler),
  • Ödem,
  • Yetersiz beslenme (hastanın beslenme özellikleri),
  • İdrar ve dışkı kaçırma (inkontinans),
  • Nem (deriyi tahriş eder ve yaralar; çeşitli çalışmalarda yatak yarası gelişim riskini beş kat arttırdığı saptanmıştır),
  • Sürtünme ve
  • var olan bazı sistemik hastalıklar yatak yaralarının açılmasını kolaylaştırmaktadır.

Yatak Yarasının Görülme Sıklığı

Yatak yaralarının sıklığı hasta grubuna göre değişiklik göstermektedir. Yapılan bir çalışmada yatak yaralarının %10´ u hareketli hastalarda, %53´ü yatağa bağımlı hastalarda ve %57´si tekerlekli sandalye kullananlarda gelişmektedir.

Yatak yaraları hastaneye yatan hastalarda genellikle ilk iki hafta içinde gelişirken, yoğun bakım ünitesine kabul edilen hastalarda ilk 72 saat içinde yatak yarası geliştiği gözlenmiştir.

Yatak Yarasının Oluşumunu Önlemek İçin Bakımdaki Hedefler

Yatak yaralarını önlemeye yönelik olarak öncelikle risklerin tanılanması, basıncın etkilerinin azaltılması, beslenme durumunun belirlenmesi, uzun süren yatak istirahatinden kaçınılması ve deri bütünlüğünün korunması gerekir. Riskli hastalarda ilk önleyici girişim; basınç, sürtünme ve tahriş gücünün etkisini azaltmaktır. Bunun için;

  • Devamlı aynı pozisyonda kalma yatak yarası oluşumunu hızlandıracağı için hastanın pozisyonu gündüz-gece 1-2 saat ara ile (sırtüstü-yan-yüzüstü) değiştirilmelidir (mümkünse daha sık pozisyon değişimi yapılmalı). Her pozisyon değişiminde deri gözlenmeli, masaj yapılmalı ve kaydedilmeli,
  • Hastaya pozisyon verirken sünger veya silikon jel gibi maddelerden yapılmış yastık, şilte, rulo havlu ve çarşaf kullanılmalı,
  • Yatak takımları temiz, kuru ve kırışıksız olmalı
  • Battaniyenin bası yapmaması için yatak çerçeveleri yada ayak destek tahtası kullanılmalı,
  • Hasta belirli aralar ile yataktan sandalyeye alınıp, 30 dakika oturması sağlanmalı,
  • Eğer tekerlekli sandalyeye bağımlı ise, elleri ile destek olarak , sandalye üzerinde kalçalarını 30dk/60 sn süre ile yükseltmeye çalışması sağlanmalı,
  • Hastanın yatağının başkısmının 30 dereceden fazla yükseltildiği durumlarda, aşağıya doğru kayması ve hastaya pozisyon verdirirken, hastanın sakrum ve topuklarına basınçlı güç uygulaması sonucu yatak yarası gelişebilir. Bu nedenle hastanın başı 30 dereceden fazla yükseltilmemeli, topuklar ayak destek tahtası ile desteklenmeli, sürtünme noktalarına (topuk, dirsek) koruyucu pedler kullanılmalı,
  • Sabah - akşam bası bölgelerinin kontrolü yapılmalı,
  • Dolaşımı uyardığı ve hastayı rahatlattığı için basınç bölgelerine , hastanın durumuna göre günde 1 veya 2 kez masaj yapılmalı (yatak yarası oluşmuşsa masaj uygulanmaz)
  • Vücut ılık su ve sabunla yavaşça silinmeli, durulanmalı ve kurulanmalı (alkollü sıvılar, sert sabunlar ve pudralar kullanılmamalı),
  • Deriye nemlendirici ve besleyici bariyer kremler uygullanılmalı,
  • İdrar ve dışkısını tutamayan hastalar sık aralıklarla (30 dk) kontrol edilmeli,
  • Felçli hastalarda her dışkılamadan sonra bu bölge ılık su ve sabunla yıkanmalı, durulanmalı ve kurulanmalı, nemi emen hasta altı pedler kullanılmalı,
  • Yatak çarşafları ve giysiler hastanın derisinin hava almasını sağlayan pamuklu kumaşlardan olmalı, sentetik kumaşlardan olmamalı (ter ve ısıya neden oldukları için)
  • Giysiler çok dikişli olmamalı, düğme terine yapışkan bantlar tercih edilmeli,

Yatak yaralarının oluşumunu önlemede uygulanan girişimlerin yanısıra, araç ve gereçlerde kullanılmalıdır: Bunlar;

  • Pnömatik yatak; içinde sıkıştırılmış hava bulunan yataklardır. 3-5 dakika ara ile şişip boşalırlar,
  • Su yatakları;
  • Clinitron yatağı; bu yatakta polyester bir kılıf içerisinde çok sayıda küçük seramik mikroküreler vardır ve kılıfın içerisine sürekli sıcak hava üflenerek mikrokürelerin hareket halinde olması sağlanır,
  • Yatak çerçeveleri; battaniye ve yatak örtülerinin ağırlığının hasta üzerine yaptığı basıyı önlemek amacıyla kullanılır,
  • Trochantre rulo; vücudun güçsüz veya felçli olan tarafını desteklemek veya hastayı döndürmek amacıyla kullanılır,
  • Simit; uzun yıllar koruyucu olarak kullanılmasına karşın, bugün uygulandığı bölgede dolaşımı engellediği ve yatak yarasının oluşmasına neden olduğu için artık kullanılmamaktadır,
  • Ayak destek tahtası; ayak tabanının öne düşmesini önlemek amacıyla kullanılır,
  • Koyun postu; iyi bir izolasyon gereci olduğundan vücut ısısını normal düzeyde tutar, ter ve nemi emer, post üzerindeki yün kitlesi hasta pozisyon değiştirdiği zaman geri çekilerek sürtünme etkisini en düşük düzeye indirir ve vücut ağırlığını tüm yüzeye eşit olarak dağıtıp kemik çıkıntıları üzerindeki basıyı azaltır,
  • Yumurta küfesi yatağı; hastanın vücut ağırlıgının yatağa eşit dağıtılmasını sağlar,
  • Stryker; hastanın sırtüstü pozisyondan, yüzüstü pozisyona yandan döndürülmesinde kullanılır.

Hastaya, vücut mekaniğine uygun koruyucu yatış pozisyonları uygulanmalıdır; bunlar:

Sırtüstü (supine) Pozisyon:

Bu pozisyonda hastanın vücudu ayakta dik pozisyondaymış gibi durmalıdır. Boyun, bel omurları ile dizlerin altı desteklenmelidir. Kollar yanda olmalı ve elin kavraması için küçük rulolar yerleştirilmelidir. Ayak düşmesini önlemek için ayak tabanı desteklenmelir.

Yüzüstü (prone) Pozisyon:

Uzun süre yatağa bağımlı hastalarda normal vücut şeklini sürdürmek amacıyla kullanılan gevşetici ve dinlendirici bir pozisyondur. Bu pozisyonda baş, boyun ve omuzlar dik, kalçalar gergin durumdadır. Başın altına küçük bir yastık konmalıdır.

Yan (lateral) Pozisyon:

Yan yatış pozisyonu sırtın çıkıntılı noktalarına yapılan basıncı önler. Uzun süre sırtüstü yatan hastayı dinlendirir. Hasta sırayla sağ ve sol yanına çevrilmelidir. Baş ve boyun altına omuz yüksekliğinde yastık veya havlu konulmalıdır. Hastanın altta kalan kolu dirsekten bükülüp el yastığın yanına yüz hizasına yerleştirilmelidir. Altta kalan bacak dizden hafifçe bükülerek yastıkla desteklenmeli ve hastanın kalçası biraz geriye alınmalıdır.

Yarı Oturur (fowler) Pozisyon:

Hastanın beslenmesi, konuşması, ortamı seyretmesi, rahat etmesi yada tedavi amacıyla kullanılan pozisyondur. Hastalar oturur pozisyondayken, yatak yarası oluşumu açısından risk altındadır. Çünkü genellikle hasta yatağın ayak ucuna doğru kaydığından sürtünme olur ve hastanın kalçalarına binen ağırlık nedeniyle sakral bölgede yara açılması kolaylaşır. Bu nedenle hastalar ½ saatten fazla bu pozisyonda bırakılmamalıdır.

Hastanın gereksinimine göre yatak başucu 45-70 derece yükseltilmelidir. Belin ve başın boşta kalmamasına dikkat edilmeli ve desteklenmelidir. Dizler altına küçük havlu-yastık konulmalı ve ayak tahtası kullanılmalıdır.

KAYNAKLAR

  1. Birol L, Bedük T, Akdemir N: İç Hastalıkları Hemşireliği. Vehbi Koç Vakfı Yayınları No:6, V. Baskı, Ankara, 1995.
  2. Sabuncu N, Babadağ K, Taşocak G, Atabek T: Hemşirelik Esasları. T.C. Anadolu Üniversitesi, Yayın No:496, Eskişehir, 1991.
  3. Dramalı A, Özbayır T: Bası yaralarının önlenmesi ve oluşan yarada hemşirelik bakımı. Hemşirelik Forumu, Haziran 1998, cilt 1, sayı 3, sayfa 116-118.
  4. Yapucu Ü, Eşer İ: Bası ülserlerinin önlenmesi ve tedavisi. Hemşirelik Forumu, Kasım-Aralık 2004,sayfa 9-19.