Kadıköy´de Yeni Umutlar Projesi

BASİT TIBBİ UYGULAMALAR TAKİBİ

IŞIL IŞIK

TRAKEOSTOMİ VE SONDA TAKİBİ

Trakeostomi yaşam kurtarıcı bir tıbbi uygulamadır. Genellikle nefes almayı etkileyen durumlarda, kanser hastalığında cerrahi yöntemle ve temiz ortam şartlarında yapılan bir işlemdir. Trakeostomi, gırtlakta dışarı doğru açılan ve gözle görülebilen bir deliktir. Bu delik temiz bir tıbbi malzemeyle kapatılır. Doğru bakım ve izlem yapılmazsa mikroplar üreyebilir ve enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda hastanın durumu tehlikeye girebilir. Hava yolu açıklığını sürdürmek için yapılan bu işlemin bakımı ve takibi son derece önemlidir.

Trakeostomili bir hastanın bakımı ve takibi genellikle hastanede hemşire ve doktorlar tarafından yapılır. Ancak hasta trakeostomi ile eve taburcu edilebilir. Bu durumda bakımını ve takibini eğitim almış kişiler gerçekleştirir.

Trakeostomili hastanın bakımı ve izleminde; trakeostominin çevresi hergün temiz steril gazlı bezle ve batikon, betadin gibi antiseptik solusyonlarla temizlenmelidir. Bu solusyonları kullanmadan önce kuru steril (mikropsuz) bir gazlı bezle silme işlemi yapılmalıdır. Trakeostominin çevresinde akıntı, kızarıklık, ateş yükselmesi varsa doktoru ya da hemşiresine haber verilmelidir.

Hasta dışarı çıkacaksa kirli hava bu boşuktan girerek enfeksiyona neden olabilir. Bu durumda temiz bir gazlı bezle kapatılmalıdır. Bu hastalar bazı durumlarda ses telleride zarar gördüğü için konuşamayabilirler. Bu nedenle bu hastalarla iletişim kurmak önemlidir. İletişimde yazarak yada el işaretleriyle iletişim kurulabilir.

Trakeostomili hastalarda boğaz akıntısı fazla olabilir ve bunların temizlenmesi gerekebilir. Bu işlem normal şartlarda hekim ve hemşiresi tarafından yapılır. Ancak ev şartlarında eğitimli kişiler tarafından da yapılmaktadır. Bu işlem aspiratör cihazı adı verilen bir alet yardımıyla yapılmaktadır. Bu cihazın kullanımı ve hastaya uygulanışı açısında eğitim almış olmak gerekmektedir.

Sonda işlemi daha çok idrar problemi olan ve büyük ameliyat geçirmiş hastalarda ne kadar sıvı alıp ne kadar attığını anlamak için yapılan bir uygulamadır. Normalde hastanede temiz mikropsuz koşullarda hemşire ya da doktorlar tarafından yapılır. Sondanın sonuna idrarın toplandığı idrar torbası yerleştirilir. İdrar bu torbada toplanarak takibi buradan gerçekleştirilir.

Sondalı bir hastanın bakımı çok önemlidir. Doğru bir bakım yapılmazsa enfeksiyon gelişebilir. Sondanın bakımında eldiven kullanılarak hergün batikon veya betadin adı verilen antiseptik solusyonla perine bölgesi yani idrarın girdiği alan silinmelidir. Bu temizlik yapılırken anüs gibi mikroplu yerden öne doğru kesinlikle silinmemelidir. Sadece sondanın girdiği bölüm ve idrar torbasının takıldığı kısım mikropsuz gazlı bezlerle silinmelidir.

Bazen doktor sonda takibi isteyebilir. Bu takipler 24 saatlik olabilir. Böyle bir takipte kesinlikle idrar boşaltılmamalı, istenilen sürenin sonunda boşaltılmalı ve ayrı bir kapta saklanmalıdır. İdrar takibi bize hastanın durumu hakkında güvenilir onuç verdiği için takibi çok önemlidir.

Bilinci yerinde olmayan ve yaşlı hastalar sondayı çıkarmak isteyebilir, bu durumda dikkatli olunmalıdır. Sonda çıkmaması için belli miktarda sıvı ile şişirildiği için ani olarak çıkarılması durumunda kanama ve yırtıklara neden olabilir.

Normalde idrar açık sarı renktedir ve mikrop bulunmaz. Enfeksiyon durumunda idrarın rengi koyulaşabilir ve içinde kalıntılar görülebilir. Ayrıca sondadan idrardan başka istenmeyen bir durum olarak bilinen kan gelebilir. Eğer idrarın rengi koyu ve kanlı ise mutlaka hekim ya da hemşireye haber verilmelidir. İdrarı dökerken mutlaka eldiven kullanmalıyız.

STOMALI HASTANIN TAKİBİ

Stoma, bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılarak delik açılması işlemidir. Bu işlem daha çok kanserli hastalarda ve barsağın dinlendirilmesi gereken durumlarda uygulanır. Kalıcı veya geçici olarak bu işlem yapılabilir. Geçici stomada barsak bir süre dinlendirildikten sonra ameliyatla kapatılabilir.

Stomalı hastaların karınlarında açılan deliğin üzerinde dışkılarının toplandığı bir torba bulunur. Hastalar dışkılarını bu torbaya yaparlar. Bu torbanın bakımı ve değişimi çok önemlidir. Torbanın değişim işlemi hemşire ve doktorlar tarafından yapılmaktadır. Normalde bu torbaların üçte ikisi dolduğunda boşaltılması gerekir.

Torbalara gelen dışıkın kıvamının ve renginin izlenmesi önemlidir. Dışkının kıvamı yapılan cerrahi işleme göre değişir. Kalın barsakla ilgiliyse gelen dışkı katı, koyu renkli ve kokuludur. Bu koku hastayı rahatsız eder ve kendini sosyal ortamlarda görmek istemez. Kokuyu önlemek için temizliği ve torbanın değişiminin yapılması gerekmektedir. Hastanın beslenmesinde koku yapıcı lahana, sarımsak, soğan, pırasa gibi gıdaları vermemek gerekir. Bu besinler hastada gaz şikayeti de yapmaktadır. Dolayısıyla gaz ve koku yapıcı gıdalar vermekten kaçınmalıyız. Stoma ince barsakla ilgiliyse gelen dışkı sıvı, açık renkli ve kıvamlı değildir. Bu dışkıda enzimler denen maddeler de olduğu için cildi tahriş edebilir. Bu durumda çok daha dikkatli olmalıyız.

Stomalı hastalarda enfeksiyon çok önemlidir. Torbanın karın derisine değdiği yerler hergün antiseptik solusyonlarla silinmelidir. Ciltte kızarıklık, akıntı, şişlik, ateş yükselmesi olduğunda doktor ya da hemşiresine haber verilmelidir.

Stomalı hastalar kendilerini diğer insanlardan soyutlarlar ve psikolojileri bozuktur. Bu nedenle bu hastalarla iletişim kurmak ve onları dinlemek çok önemlidir. Bu durumun sağlığı için olması gerektiği anlatılır, hasta yalnız bırakılmaz ve yanında olduğumuzu hissettirmemiz gerekir.

SERUM TAKİBİ

Hastaların çoğunda tedavi amaçlı serum takılır. Serum hastaların sıvı ve elektrolit adı verilen yararlı maddelerin kaybını yerine koymak için verilir. Değişik türde serumalr vardır. Bunlardan en fazla kullanılan izotonik solusyonlardır.

Serum takılan hastalarda, takılan sıvının içinde partikül olup olmadığı, renk değişimi ve bulanıklık ya da kabarcıklar bulunup bulunmadığının izlenmesi gerekir. Serm takma işi hemşirenin görevidir. Hasta bakıcılar ancak eğitim aldıktan sonra sadece takibini yaparlar. Serumun gidip gitmediğine bakılması gerekir.

Hastanın kolunda anjio cut denilen bir malzeme aracılığıyla serum gibi sıvılar takılır. Anjiocuttan kan gelip gelmediğinin izlenmesi gerekir. Eğer kan geliyorsa doktor ya da hemşireye haber verilmelidir. Hastanın damar dışına çıkmaması için yapışkanlı bantlarla tespit edilir. Bu bantların hergün ya da kirlendiğinde değişmesi gereklidir. Serum takılan yerlerde kızarıklık, şişlik, ağrı var ise değiştirilmesi gerekir. Mikroplar vücuda açık olan her yerden girerler. Bu nedenle antiseptik solusyonla anjiocutın girdiği yer temiz steril gazlı bezlerle silinmelidir.

Doktor hastanın serumunun belirli damla sayısında gitmesini isteyebilir. Bu nedenle bu durumu sağlayan makinalar kullanılır. Bu makinalarda serumun saatte kaç damla gideceği gösterilmektedir. Gitmediği ya da istenmeyen durumlarda makina alarm vermektedir. Gerekli uygulamaları yapabilmek için alarm durumları hakkında eğitim alınması gerekir. Dillat eilmesi gereken durum istenilen damla sayısında gidip gitmediğidir. Bu hastaların serumunu açık olup olmadığıdır. Açık olmasına eğer kapalıysa açılmasına dikkat edilmesi gerekir. Serum setinde hava olup olmadığına bakılması çok önemldiri. Sette hava varsa mutlaka hemşiresine haber verilemsi gerekir. Biten serum şişeleri tıbbi atık olarak sayıldığından kırmızı poşette diğer tıbbi atıkların içine atılmalıdır.

SICAK – SOĞUK UYGULAMA

Sıcak- soğuk uygulamalar tedavi amaçla kullanılır ve doktor istemine göre yapılırlar. Deri, sıcak- soğuğa karşı tepki gösteren kan damarları, lenf damarları ve sinirlerden zengin bir özelliktedir. Derinin yüzey ısısı yaklaşık 34 derecedir ve sıcak-soğuk algılayıcılar ısı değişimine karşı hassastır. Deriye 15-45 derece dışındaki maddelerin teması rahatsız edici değildir. Vücudun sıcak- soğuğa karşı dayanıklılığı yaşa, yeni doğana, bebeklere ve yaşlılara göre değişmektedir. Bu gruptakiler ısı değişikliklerine daha hassastırlar.

Sıcak Uygulamalar;

Tedavi amaçlı kullanılırlar, 15-30 dakika uygulanması durumunda kan dolaşımını hızlandırarak hücrelerin yenilenmesini sağlar ve zararlı atıkların atılmasını kolaylaştırır. Ancak uygulama süresi 30 dakikayı geçerse dokulara zarar verir ve kan damarlarında genişleme yerine daralmaya yol açarak istenmeyen bir durum ortaya çıkar. Bu nedenle uygulamanın süresi ve ısısı çok önemlidir. Sıcak uygulamalar, ağrıyı geçirmek, kas gerginliğini azaltmak, yorgunluğu gidermek, yara varsa iyileştirmeyi hızlandırmak, barsak hareketlerini arttırmak ve vücut ısısını yükseltmek için kullanılır. Anck sıcak uygulama baş ağrısı olduğunda, karında gerginlik olduğunda ve kanserli hastalarda uygulanmamalıdır. Sıcak uygulamalardan en sık kullanılan yöntemler kompresler, oturma banyosu ve lokal/ genel banyolardır. Kompresle yapılan sıcak uygulamalar deri enfeksiyonlarında, vücut ısısı düşmüş olan hastalarda uygulanır. Küçük alana uygulanan kompresler gaz bezi, pet, havlu, keçe gibi emici, ısıyı tutan ve hafif malzemelerden yapılır. Tüm vücuda yapılan uygulamalarda daha büyük kompresler ve çarşaflar kullanılır. Kullanılan solusyonun ısısının dayanılabilecek sıcaklıkta yaklaşık 40.5 derece olması derekir. Daha yüksek ısıyı uygulamak için doktorun kontrolü gereklidir. Sıcak uygulamalarda temiz bir ortam olması ve ellerin yıkanması gerekmektedir. Eğer hastada yara varsa mutlaka mikropsuz gazlı bezlerle ve eldivenle bu uygulamayı yapmak önem tşımaktadır. Uygulanan bölgeye ısının geçişini yavaşlatıp deriyi korumak için özellikle cildi hassas olanlarda bölgeye vazelin gibi yumuşatıcılar sürülebilir. Hasta uygulama öncesi ve sonrasında soğuktan korunmalıdır. Oturma banyosu bazı deri, hemoroid (basur) gibi anal hastalıkların tedavisinde kullanılır. Genelde suyun ısısı 38- 46 derece arasındadır ve yaklaşık 15-30 dakika uygulanır. Bu işlemin özel banyo küvetinde yapılması tercih edilir. Küvet çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla temizlenip hastanın kaymaması için önlemler alınmalı, hiç bir şey yoksa zemine havlu konulmalıdır. Evlerde bu işlem temiz küvetlerde uygulanabilir. İşlem öncesinde hastaya gerekli açıklamalar yapılmalı ve hasta banyoda üşütülmemelidir. Sıcak uygulamalar arasında termofor uygulanabilir. Hastanede ve evlerde kullanılan termoforlar lastikten yapılmıştır. Suyun ısısı 46- 54.5 derece arasında hazırlanır, termoforun dış yüzündeki ısı ise yaklaşık 40 derecedir. Çocuk, yaşlı ve hassas deriye sahip olan hastalarda ısı alt sınırlarda tutulmalıdır. Termoforun üçte ikisi su ile doldurulmalı ve ısı kaybını önlemek için içinde hava bırakılmalıdır. Bu nedenle doldurma işi düzgün zeminde yapılmalı, termoforun ağız kısmında su görülünce kapağı sıkı kapatılmalıdır. Dikkatsiz uygulanmasında yanıklar görülebilmektedir. Elektrikli battaniyeler ve ısı lambaları da sıcak uygulamalar arasında sayılmaktadır. Elektrikli battaniyeler istenen ısının ayarlanması, hafif olması ve vücudun şeklini alabilmesi yönünden kullanımı kolaydır. Su geçirmeyen türleri tercih edilmeli, kullanırken delmemeye ve ıslatmamaya özen gösterilmelidir. Isı lambaları özel veya normal lambalarla bölgesel olarak uygulanır. Isı yaklaşık 3 milimetre derinliğe kadar etki eder. Uygulanan alan temiz ve kuru tutulmalı, hastaya rahat bir pozisyon verilmelidir. Bu işlem hasta dayanabiliyorsa yaklaşık 15-30 dakika sürdürlmelidir. Hasta ilk 5 dakika içinde rahatsızlık, kızarıklık açısından kontrol edilmeli ve lambaya dokunmaması gerektiği işlem öncesinde açıklanmalıdır.

Soğuk Uygulamalar;

Tedavi amaçlı soğuk uygulamaların 15-30 dakika uygulanması, kan dolaşımını yavaşlatır. Ancak aşırı soğukta uzun süre kalınması hücrelerde ölüme neden olmaktadır. Soğuk uygulama, ağrıyı azaltmak, kanamayı durudurmak, şişmeyi önlemek ve vücut ısısını düşürmek amacıyla uygulanmaktadır. Soğuk uygulamalar yaş ve kuru şekilde vücudun belirli bir alanına veya tümüne uygulanarak etki sağlar. Soğuk yaş uygulamalar genellikle kompres, alkol/ sünger banyosu, lokal/ genel banyolar olarak uygulanır. Kompresle yapılan soğuk yaş uygulamalar, genellikle baş ağrısı, yüksek ateşte ve burkulmalarda uygulanır. Kompresler temiz bir kaptaki musluk suyuna daldırılıp iyice sıkıldıktan sonra ısısını kaybetmeden bölge üzerine yerleştirilir ve 2 saat aralıklarla 15-20 dakika kadar sürdürülür. Alkol/ süngerle yapılan soğuk uygulamalarda %25- 50 oranındaki ılık alkolde, alkolün buharlaşarak deride serinlik oluşturmasından yararlanılır. İşlem öncesi hastaya açıklama yapılır, hayati bulgular kontrol edilir ve hastaya rahat bir pozisyon verilir. Özellikle bilek, kasık, koltuk altı ve boyun gibi kan damarlarının yüzeye yakın ve fazla olduğu alanlara yapılarak serinliğin vücuda dağılması sağlanır. Vücut ısısının tüm uygulamalarda 1 dereceden fazla düşmesi istenmez. Soğuk uygulama olarak buz torbası ve düşük ısılı battaniyeler de kullanılabilir. Buz torbası plastikten yapılmalıdır. Torbanın yaklaşık üçte ikisi küçük buz parçacıklarıyla doldurulur, torba sıkıştırılarak havasının çıkması sağlanır ve kapağı sıkıca kapatılır. Havluya sarıldıktan sonra uygun bölgelere konur. Buz torbası ısıyı yaklaşık 1 saat kadar koruduğu için tekrarı gerektiğinde 1 saat kadar ara verilerek yeniden uygulanabilir. Bazı beyin hastalıklarında ve ameliyatlarda vücuda genel bir etki sağlamak için vücut ısısının düşürülmesi istenir. Bu durumda düşük ısılı battaniyeler kullanılabilir. Hasta mekanik bir sistemle soğutulan battaniyeye doğrudan veya çarşafla birlikte yerleştirilir. Uzun sürecek uygulamalarda deri yağlı ve krem sürülerek korunmalı, daha sonra bir çarşafa sarılmalıdır. İşlem boyunca yaşam bulguları alınmalı ve hasar gösteren belirtiler yönünden hasta dikkatle izlenmelidir.